top of page

Kent Bahçeleri ve Kompost

Üzerinde yaşadığımız topraklarda en azından son 10 bin yıldır tarım yapılıyor. Eskiden toprağın hemen yanı başında yaşadığımızdan topraktan aldıklarımızı toprağa geri veriyorduk. Bu da toprağın uzun dönemde verimini korumasına yardımcı oluyordu. Ancak özellikle modern çağda insanla toprağın arasındaki mesafe açıldıkça toprağın gereklerini karşılayamaz olduk. Çoğu bölgede yapılan tarım, modern endüstriyel yöntemleri de uzun zamandır içerisinde barındırdığından, toprağın doğal verimi son derece azalmış durumda.

Bu toprağa ihtiyacı olan kimyasalları dışarıdan vermediğimiz müddetçe o toprağın bizim arzuladığımız ürünü vermesine artık imkan yok diye düşünüyoruz. Ayrıca çiftçiliği kolaylaştırmak için kullandığımız pek çok yöntem de toprağın karbondioksit tutma yetisini ya sınırlıyor ya da tamamen yok ediyor. Oysa doğa milyonlarca yıldır karbon döngüsünü böyle sürdürüyor. Peki bizim bir yandan doğanın kendi döngüsünü sürdürmesine izin verip diğer yandan da kendimize yetecek besini doğadan kazanmamız mümkün mü? Ya da başka bir deyişle, uzun vadede sürdürülebilir tarım yapabilir miyiz?


Sürdürülebilir tarım kavramı aslında sürdürülebilirlik kavramından çok daha önce dilimize girdi ancak biz bu kavramı sürdürülebilir tarım olarak değil kalıcı tarım (permanent agriculture) olarak öğrendik. Permanent agriculture biraz uzun olduğundan da kısaca permaculture dedik. Zaman içerisinde permakültür sadece tarımın kalıcılığını değil bu kalıcı ya da sürdürülebilir tarım etrafında tasarladığımız yaşamın da sürdürülebilir olabileceğini bize öğretti. Permakültür artık sadece bir besin üretme usulü değil bu düşünce tarzı e