top of page

Permakültür ve Binaların İlişkisi


İnsanın doğa ile zorunlu bağlılığı bulunmaktadır. Buna karşın doğa; insandan bağımsız biçimde var olan ve yaşamsal sürekliliği için kendinden başka bir unsura ihtiyaç duymayan, canlı ve cansız birçok alt sistemin bir arada bulunduğu bütündür. Günümüzde bu bağı dikkate almamanın karşılığını büyük ve acil çözüm bulunması gereken problemler olarak görüyoruz: Küresel ısınma, küresel iklim krizi, hava, su kirliliği, fosil enerjinin kullanımı nedeniyle yoğun karbon salımı, artan nüfusun kente yoğun göçü ve doğal kaynakların aşırı kullanımı, iklim değişikliği nedeniyle oluşan kuraklık, sel vb.

İnsanoğlunun en temel ihtiyaçları arasında olan barınma, beslenme bulunmaktadır.  Binalar, insanların temel ihtiyacını karşılayan yaşama ve üretme alanlarıdır. Gelişmiş ülkelerde yaşamın yüzde 80 ila 90’ı binalarda geçmektedir.[1] Bu kapsamda insan ile doğa arasında bağın değerlendirileceği en önemli alanlardan birisi binalardır.

Konunun önemi, artan nüfus ve kente yoğun göç ile daha da büyümektedir. Birleşmiş Milletler küresel nüfusun 2030 yılında 8,5 milyara, 2050'de 9,7 milyara ve 2100'de 10,4 milyara ulaşabileceği öngörmektedir. Bir diğer öngörüsü de 2050 yılında dünya nüfusunun yüzde 66’sının kentlerde yaşayacağı yönündedir.

 

Nüfus nedeniyle kentlerde plansız yapılaşmanın artması, doğal kaynaklarımızın aşırı kullanımına yol açmaktadır.  Dünya’daki nihai enerji tüketiminin yüzde 30’u, elektrik tüketiminin ise yüzde 50’den fazlası binalarda gerçekleşiyor. Küresel karbon salımının üçte biri de bina kaynaklıdır. Bina yapım ve kullanım süreçlerinde; dünyadaki tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 16’sı, ağaç kaynaklarının yüzde 25’i, malzeme kaynaklarının yüzde 30’u tüketiliyor. Toprak israfının yüzde 40’ı inşaat süreci ve devamında açığa çıkan atıkların depolanması sonucu meydana geliyor.

 

Çözüm herkese yetecek sağlıklı ve güvenli binaların planlı yapılmasıdır. Bunun için öncelikle binaların yapım süreci, aktif kullanım ve yıkım aşamaları dikkate alınarak güvenilir, konforlu, doğa olaylarına karşı dirençli ve doğal kaynakları en az kullanacak şekilde tasarlanması gerekmektedir. Bu yazıda çok boyutlu tasarım sürecinin permakültür yönünü ele alacağız.

 

EKOLOJİK AYAKİZİ

 

İhtiyaçlarını doğadan karşılayan insanoğlunun doğa üzerinde etkisine, yani üretim ve tüketimle oluşan ve çoğu zaman fark edilmeyen tüm etkilerin toplamına “ekolojik ayakizi” denir. Dünyadaki herkes ortalama bir ABD vatandaşı gibi yaşarsa en az beş, ortalama bir Avrupa vatandaşı gibi yaşarsa en az üç dünyaya daha ihtiyacımız olacaktır. [2] Permakültür, ekolojik ayakizinin azalmasını sağlayan bir çözüm yöntemidir.

 

PERMAKÜLTÜR NEDİR?

 

1970’lerde Avustralyalı iki bilim insanı olan Bill Mollison ve David Holmgren’in; dünyada yaşanan yıkıma, geleneksel tarımın yok ettiği hayvan ve bitki türlerine tepki olarak yaptıkları ortak çalışmalar sonucunda Permakültür anlayışı ortaya çıkmıştır. Permakültür (Permaculture), isim olarak İngilizce permanent (kalıcı) ve agriculture (tarım) kelimelerinin birleşmesinden oluşmaktadır. Permakültürün yaratıcısı ve isim babası Bill Mollison’un tanımıyla permakültür; doğal ekosistemlerin çeşitliliğine, istikrarına ve esnekliğine sahip olan tarımsal olarak üretken ekosistemlerin bilinçli tasarımı ve bakımlarının sağlanmasıdır.

 

Permakültür, insan ile arazinin; gıda, enerji, barınak gibi tüm maddi ve manevi ihtiyaçlarını sürdürülebilir bir şekilde karşılayacak şekilde bütünleşmesine imkân tanır. Permakültür, sürdürülebilir (hatta yeni dünyada “onarıcı”) insan yerleşimleri yaratmayı amaçlayan, etik temelli bir tasarım bilimidir. Dolayısıyla bina ile arazinin bağını da Permakültür yaklaşımı ile almak gerekir.

 

PERMAKÜLTÜRE GÖRE BİNALAR NEREDE ve NASIL YAPILMALI?


Her bina ve yerleşim birimi doğada bulunandan daha fazla insan ve hayvan gıdası üretmek için tasarlanmış ‘’kültive’’ (işlenmiş toprak ve görgülü, kültürlü) bir ekoloji yaratmaktadır. Bu ekolojik sistemde doğa, canlılar, binalar ve altyapılar iç içedir. Permakültür tasarım anlayışının temelinde doğayla uyum içinde yaşamak vardır ve bu nedenle tüm öğelerin çok yönlü verim verebileceği şekilde arazide nasıl yerleştirileceğine odaklanır.

 

Permakültür tasarıma göre bina ve yerleşme birimlerinin yerine karar verirken bölgenin iklim özellikleri, toprak yapısı ve su kaynakları gibi yaşamın devamlılığını belirleyecek etkenler ile deprem ve sel gibi doğal olayların riskleri dikkate alınmalıdır.

Permakültürde sistemdeki tüm öğeler için kaynak verimliliğine sahip bir tasarım için akılcı bir yer seçilmesi ifade eden “mıntıka” kavramı tanımlanmıştır. Permakültür mıntıkaları arazinin faaliyet merkezinden dışarı doğru yayılan eş merkezli bir dizi daire şeklinde düşünülebilir.[3] Arazi ihtiyaçlara ve kullanım sıklığına göre altı bölgeye ayrılabilir:

0. Mıntıka: Ev, sistemdeki faaliyetin merkez noktasıdır. İnsan faaliyetinin “en yoğun” olduğu bölge.

1. Mıntıka: Bahçe, her gün düzenli olarak uğranır.

2. Mıntıka: Meyvelik, birkaç günde bir uğranır; meyvelikler, ana ekin yatakları ve bakılmak için yanlarına gidilen kümes hayvanları ile keçi ya da inek gibi süt veren çiftlik hayvanları için otlaklar ve meralardır.

3. Mıntıka: Çiftlik, haftalık ilâ aylık olarak uğranır, daha geniş ölçekli ticari ekinler ile ticari amaçlı yetiştirilen hayvanların yanı sıra, doğal ağaçlar, toplama havuzları, rüzgârkıranlar ve ahırlar burada bulunur.

4. Mıntıka: Gözetimli Orman, odun toplama, “yaban hasadı” vb. için seyrek olarak uğranır.

5. Mıntıka: Yaban, arazinin doğaya teslim edilmiş olan bileşenidir.

 

Permakültür arazi tasarımında mıntıka analizleri ile sürdürülebilir yaşam için kaynak ve enerji verimliliği sağlanır. Geleneksel Türk evleri ve yerleşimi mıntıka kavramının dikkate alınarak sürdürülebilir yaşamın tasarlanmasına örnek olarak gösterilebilir. Bu evlere baktığımızda doğa ile savaşmadan ona uyum sağlayan ve doğaya teslim olan bir yapılaşma görürüz. Çevreye saygılı bir biçimde yapılar üretilmiş, tüm canlılar için yaşanabilir alanlar tasarlamıştır. Artvin’in Arhavi ilçesine bağlı Pilarget (Ulukent) yerleşimine ilişkin aşağıda sunulmaktadır. [4]



SÜRDÜRÜLEBİLİR YAPIM

 

Sürdürülebilir yapım en genel tanımıyla; binaların ve altyapıların planlanması, tasarlanması ve inşa edilmesi sürecinde hammaddelerin doğadan çıkarılıp değerlendirilmesinden binaların ve altyapıların sökümüne, meydana gelen atıkların yönetimine kadar geniş çaplı yapım döngüsüne sürdürülebilirlik ilkelerinin uygulanması anlamına gelmektedir. Permakültür yaklaşımıyla yüzde yüz uyumlu çalışmayı gerektirir.

 

Sürdürülebilir yapımın hedefi, yapılı (yapay) çevrenin insan odaklı tasarımının yanı sıra, doğal çevreyle bütünleşmesini sağlamaktır. Yapılı çevrenin bölgesel ölçekte biçimlenmesi; tasarımın içerik, işlev ve işleyişinin belirlenmesi ve yaşam döngüsünde gözlemlenmesi gerekir. [1]

 

Sürdürülebilir yapımda iklim koşulları, mevsimsel değişiklikler, zemin ve toprağın özellikleri, sıcaklık, nem, yağış, rüzgâr, güneş ışınım miktarı, çevre koşulları; gölgeleme, bitki örtüsü, su öğesi ve çevre özellikleri, çevredeki insan yerleşimleri vb. dikkate alınarak binanın enerji tüketimi hesaplanır. Sonrasında bu enerjinin bina tarafından karşılanması yani enerji etkin bina için tasarım yapılır. Günümüzde tükettiğinden fazla enerji üreten binalar yapılmakta ve yaşam dönemleri boyunca ürettikleri enerji ile yaşam maliyetinin düşürülmesini sağlıyorlar.

 

SONSÖZ

 

Gerek yeni binalar gerekse günümüzün en önemli gündem maddesi olan kentsel dönüşüm uygulamalarında permakültür esaslarını dikkate alarak sürdürülebilir yapım ile doğaya en az zarar veren, insanların içinde konforlu, sağlıklı, en az enerji harcayarak güvenli bir şekilde yaşamasını sağlayacak evlere, işyerlerine ve mekanlara sahip olabiliriz. Dileğim bu bakış açısının hızlıca yaygınlaşmasıdır.

 

Hülya Uğuz Yedievli

Ekonomist, Gayrimenkul Geliştirme Uzmanı

Sürdürülebilir Yaşam Alanları Danışmanı

Kaynakça

[1] Sürdürülebilir Yaşam Alanları İnsan Odaklı Kentler Hülya Uğuz Yedievli, 2022

[5] “Gayrimenkul Geliştirme ve Sürdürülebilirlik, Enerji Etkin Binalar ve Sürdürülebilir Yerleşme Birimleri”, Hülya Uğuz Yedievli, 2017, Gayrimenkul Geliştirme Akademisi

82 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page