top of page
  • Facebook
  • Twitter
  • YouTube

Civanperçemiyle Tanışmam

Doğanın Sessiz Öğretmeni Permakültür Tasarım Sertifikası (PDC) eğitimine başladığımda, açıkçası bazı bitkilere bu kadar yakından bakacağımı tahmin etmiyordum. Doğada hep gördüğümüz ama çoğu zaman yanından geçip gittiğimiz bitkilerin, aslında ne kadar derin bir bilgi taşıyabileceğini fark etmem bu süreçte oldu. Benim için bu farkındalığın adı ise civanperçemi oldu.


ree

Bu yazı, bir lise öğrencisi olarak PDC sürecinde kendi merakımdan yola çıkarak civanperçemi üzerine yaptığım araştırmanın ve bu araştırma sırasında öğrendiklerimin bir paylaşımı. Çalışmamı yürütürken Prof. Dr. Ruhsar Yanmaz’ın akademik mentorluk desteği, bilgiyi doğru kaynaklardan okumam ve anlamlandırmam açısından benim için çok yol gösterici oldu.


Civanperçemiyle ilk karşılaşmam aslında özel bir an değildi. Yol kenarlarında, boş arazilerde, çayırlarda sıkça rastlanan bir bitki. Ama araştırmaya başladıkça, bu “sıradan” görüntünün ardında binlerce yıllık bir şifa bilgisi olduğunu fark ettim. Anadolu’nun bitki çeşitliliğiyle ilgili okuduklarım beni şaşırttı. Türkiye, dünyadaki en zengin bitki floralarından birine sahip ve bu çeşitlilik tıbbi ve aromatik bitkiler açısından da büyük bir potansiyel barındırıyor. Ancak bu potansiyel her zaman bilinçli şekilde değerlendirilmiyor. Civanperçemi, yüzyıllardır halk arasında sindirim sorunlarından yara iyileştirmeye kadar pek çok alanda kullanılmış. Bu bilgi kuşaktan kuşağa aktarılmış ama uzun süre “bilimsel” kabul görmemiş.


Araştırmam sırasında karşıma çıkan akademik çalışmalar ise bu geleneksel bilginin aslında ne kadar güçlü temellere dayandığını gösteriyordu. Bitkinin içerdiği uçucu yağlar ve flavonoidlerin iltihap giderici, antioksidan ve antimikrobiyal etkilere sahip olduğu; hatta bazı çalışmaların civanperçeminin kanama durdurucu özelliğini ortaya koyduğu belirtiliyordu. Bu noktada benim için en ilginç olan şey şuydu: Bilim, doğanın çoktan bildiği bir bilgiyi yeni yeni doğruluyordu.


Araştırma ilerledikçe kafamda başka sorular da oluştu. Bu kadar değerli bir bitki neden bu kadar az biliniyor? Neden üretimi bu kadar sınırlı? Cevaplar beni doğrudan sürdürülebilirlik konusuna götürdü. Türkiye’de civanperçemi büyük ölçüde doğadan toplanıyor. Bu da kontrolsüz toplama nedeniyle doğal popülasyonların zarar görmesine yol açıyor. Oysa civanperçemi, tarımsal açıdan bakıldığında oldukça dayanıklı, çok yıllık ve düşük bakım gerektiren bir bitki. Yani ekolojik tarım ve permakültür sistemleri için son derece uygun.


PDC eğitimi sayesinde permakültüre yalnızca “tarım” olarak bakmamayı öğrendim. Permakültür, doğayla uyumlu bir yaşam tasarımı. Bu perspektiften bakınca civanperçemi benim için sadece şifalı bir bitki olmaktan çıktı. Toprağı örten yapısıyla erozyonu azaltabilen, faydalı böcekleri kendine çeken, bulunduğu ekosistemi destekleyen bir tür olarak da önem kazandı. Bir bitkinin bu kadar çok işlevi olabileceğini görmek, doğaya bakışımı tamamen değiştirdi.


Bu araştırma bana şunu öğretti: Doğa bize her şeyi açıkça anlatıyor, ama biz çoğu zaman dinlemiyoruz. Civanperçemi gibi bitkiler, yalnızca sağlıkla ilgili değil; aynı zamanda üretim, koruma ve sorumlulukla ilgili de çok şey söylüyor. Onu sadece toplamak değil, tanımak, anlamak ve sürdürülebilir şekilde üretmek gerekiyor. Bir lise öğrencisi olarak bu çalışma benim için bir “sonuç” değil, bir başlangıç. Civanperçemi üzerinden öğrendiklerim, doğaya artık daha dikkatli bakmamı sağladı. Belki de permakültürün bana kattığı en önemli şey bu oldu: Doğayı değiştirmeye çalışmak yerine, onunla birlikte düşünmeyi öğrenmek.


Bu yazıyı okuyan herkesin, bir gün yol kenarında bir civanperçemi gördüğünde durup ona biraz daha dikkatle bakmasını dilerim. Çünkü bazen en güçlü öğretmenler, en sessiz olanlardır.


Ayşe Dışbudak

 
 
 

Yorumlar


bottom of page