• Permaturk Vakfı

Berzan Debbağ - Atıklarla İyilik Peşinde

1938’de Kayseri’de doğdum ve çocukluğum Adana’da geçti. Çok kalabalık bir ailede büyüdüm; babam çok fikri açıktı, annem ise tıpkı benim gibi tam bir Cumhuriyet kadını idi.


23 Nisan Çocuk Bayramı ve oyuncağı olmayan çocuklar için çok üzülüyorum. Yaklaşık beş ay önce kendime bir hedef koydum ve 23 Nisan’a kadar atıklardan faydalanarak 1000 tane oyuncak yapıp bunu Umut Güneştir kanalı ile oyuncakları olmayan çocuklara ulaştıracağım dedim.


Bugün 1100 tane oyuncağı tamamladım; üretim fazlası çoraplar, atıklar, eşin dostun kullanmadığı çorapları sevimli oyuncaklar haline dönüştürdüm. Bu çalışma sırasında yakın çevremde işletmeleri olanlardan çok destek gördüm ve üretim atıklarını kullandım.


Oyuncakların hepsini sevgi ile ve büyük bir keyif ile yaptım. Atıksız bir dünya için elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Zaman akıp gidiyor ve etrafıma ve kendime faydam olsun istiyorum.


Üretmeye ne zaman başladınız?

Üretmek benim DNA'mda var sanırım. Gençliğim Adana’da geçti ve hep ellerimi kullanarak üretmek için uğraştım.1956 yılında Adana’da İsmet İnönü Kız Enstitüsü’nden mezun oldum. Daha sonra öğretmen olmak istedim ve uygulamalı sınavda da çok başarılıydım, ancak sözlüde “Evinizde kaç oda var?” diye sorduklarında ben 15 deyince öğretmen olamadım. O dönemde daha adil bir seçim ve uygulama vardı. Mezun olduktan sonra 1950'lerde Konya, Adana ve Akşehir’de ‘papier mache’den (kağıttan) yaptığım, geleneksel dünya kıyafetlerini yansıtan bebek sergilerim oldu. 2016 yılında da sevgili Bahar Korçan’ın daveti ile Tom Tom’daki tasarım festivalinde yer aldım ve bana ayırdıkları odada yaptıklarımı sergiledik. Çok güzel insanlarla tanıştım. Herşeyi hızlı tükettiğimiz bu dünyada el emeğine değer verenlerin olduğunu görmek çok umut vericiydi.



Tüm yaşamım boyunca öğretmeye ve öğrenmeye devam ettim. Mesela en son daha dün yeni bir örgü tekniği öğrendim. Genelde yeni teknikleri Pinterest veya YouTube hesaplarından takip ediyorum ve zaman zaman karşıma çıkan videolar veya eğitimler yabancı dilde olsa da dikkatlice izleyerek yine de teknikleri öğrenebiliyorum. Bazı el işleri için birtakım farklı araçlar gerekebiliyor. Ben bu araçları kendim yapmaya çalışıyorum; mesela bir el işi için İkea’dan aldığım poşet kapatma maşalarını kullandım. Ancak özellikle örme için %100 doğal iplik bulmak artık kolay değil; ben de eski kazakları söküp kullanıyorum.


Sanırım bir markanız olmuş, biraz anlatır mısınız?

Adana’da kendi ismimle çocuk giysileri satan bir mağaza açtım. 1970’lerin başında eşim kanser olunca yurt dışında tedavi görmesi gerekti ve Londra’da tedavi sırasında ısı ile baskı yapan bir makine dikkatimi çekti. O makineyi alıp Adana’daki dükkana koyduk ve düz beyaz ve siyah tişörtlere baskı yapmaya ve hatta isim yazmaya başladık. Mağazanın kapısında kuyruklar oldu. Yeniliği çok seviyorum ve şimdi iPad’imden her türlü yeniliğe ulaşabiliyorum.



1980 yılında büyük kızım İstanbul’da Robert Kolej’e girince biz de Adana’dan İstanbul'a taşındık ve ben de bir apartman dairesinde bu sefer çocuk giysileri tasarlamaya ve üretmeye başladım. Daha sonra 50 kadından oluşan bir üretim merkezi haline geldik ve birlikte çalıştığım elemanlarımı öğrencilerim olarak gördüm. 1981’den 1999’a kadar üretim ve toptan satışlarımız devam etti, ancak sonra çalışmalarıma evden devam ettim. 1999 yılında deprem bölgesindeki çocuklar için evimdeki atölyemde 1500 giysi diktim. 2014 yılında bir televizyon programında gördüğüm, Mardin’de ihtiyaç içinde olan çocuklar için 300 tane rengarenk kazak ördüm. 2018 yılında yine Güneş Umuttur çocukları için atıklardan 1000 tane oyuncak yaptım.


Başka ne gibi uğraşlarınız var?

Torunumda gluten alerjisi çıkınca yine YouTube'dan inceleyerek nohut ve mercimek unundan makarna yapmaya başladım; makarna yiyemeyecek olmasına gönlüm izin vermedi. İnsanın ellerini kullanarak üretebilmesi çok değerli ve sanırım biraz da merak gerekli.


Ayrıca doğayı çok seviyorum. Zaman buldukça çiçekleri inceleyip daha sonra kasnak üzerinde iğne ile o güzel renkleri ve desenleri canlandırmaya çalışıyorum; bir çeşit resim yapmak gibi. Ayrıca artık dünyanın tüm ünlü şeflerini internet üzerinden izleyip onların tariflerini denemekten çok keyif alıyorum.


Ben bir Atatürk hayranıyım ve üç sene öncesine kadar milli bayramlarda elimde yaptığım Atatürk rozetlerini parklarda dağıttım.


Büyük kızım 30 yıldır denim sektöründe çalışıyor ve modayı daha temiz hale getirmek için Indigofriends diye bir uğraşı var, hem danışmanlık yapıyor hem de Dolabımdaki İklim Krizi diye bir eğitim başlattı ve birçok üniversitenin organizasyonunda gençler ile buluşuyor. Diğer kızım çok yetenekli ve onun da Open End diye bir firması var ve yine denim sektörü için koleksiyon tasarımı ve ileri dönüştürme tasarımları ve üretimleri yapıyor. Ailece üretiyoruz.


Gelecek nesiller için temiz bir dünya bırakmalıyız, atıklarımızı değerlendirmeliyiz ve çocuklarımıza elleri ile yapabilecekleri faaliyetler olduğunu da hatırlatmalıyız. Atıkların üzerine emek verdiğinizde başka bir ürüne dönüşebiliyorlar. Üretmek, tasarım yapmak, sürekli yeni bir şeyler öğrenmek insanın kendisine de iyi geliyor. Yaşımız kaç olursa olsun hepimizin yapabileceği bir şeyler var; bundan vazgeçmeyelim.


Permaturk Vakfı 2020 yılında toplumun her kesimini daha iyi bir gelecek için yaşamın her alanında sürdürülebilirlik konusunda bilgilendiren, eğiten ve örnek projeler üreten bir yapı olarak kuruldu.


Sizler de atıklarınızı kullanarak oyuncak yapmak isterseniz 31 Mart'ta Permaturk Vakfı’nın çevrimiçi sunacağı ve Berzan Hanım'ın tasarımlarından faydalandığımız workshop'umuza katılabilirsiniz.


www.permaturk.org

www.indigo-friends.com


Permaturk Vakfı


56 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör