top of page
  • Facebook
  • Twitter
  • YouTube

Doğanın Sessiz Melodileri

Doğa, yalnızca gözle görülenden çok daha fazlasını sunar bize. Sessizliğin içinde saklı, hayatın en ince detaylarına kadar işlenmiş sayısız sesle konuşur. Günün ilk ışıklarıyla birlikte, kuşların uyanan şarkılarıyla başlar bu sonsuz konser. Henüz uyanmamış dünyanın üzerine serpilmiş çiğ damlaları, yaprakların üzerindeki titreşimlerle ritim tutar doğanın kalbine. Kuşların cıvıltısı sadece bir ses değil, yaşamın umudunu, yeni bir başlangıcın müjdesini taşır.


Rüzgâr, ormanın dallarından geçerken fısıldar adeta. Onun uğultusu geçmişin izlerini taşır; binlerce yıldır tekrarlanan doğanın şarkısının bir parçasıdır. Dalların hışırtısı, yaprakların hafifçe sürtünmesi; suyun taşlara dokunuşunda çıkan ince şırıltı, dalgaların kıyıya ritmik vuruşları… Her biri birer notadır bu evrensel müzikte. Sessizlik, doğanın gizemli enstrümanı gibi; içindeki sesler ne kadar nazik olursa olsun, her biri ruhu derinden sarsan, uyandıran bir enerjiye sahiptir.


Gece geldiğinde, başka bir senfoni başlar. Karanlıkta ateş böceklerinin yeşil parıltıları ışığın melodisini çizer. Kurbağaların suyun yüzeyinde yükselen sesleri, ritmik ve büyüleyicidir. Baykuşun derin ve bilge ötüşü geceyi kuşatır, yıldızlar altındaki sonsuzlukta yankılanır. İnsan kulağının erişemediği ya da nadiren duyduğu bu sesler, doğanın ruhunu ve evrenin kalbini anlatır bize.


Doğanın sesleri, yalnızca işitilmek için değil, hissedilmek içindir. Her bir dalga, her bir rüzgâr esintisi, hayatın ritmini, doğanın zaman içindeki değişimini, varoluşun anlamını taşır. Dinlemeyi bilenler için bu sesler, varlığın en derin melodileridir; gözle görünmeyen, ama ruhun en derin köşelerinde yankılanan sonsuz bir şarkı.


Hasan Gezer

 
 
 

Yorumlar


bottom of page