• Permaturk Vakfı

Tanıştığımıza memnun olduk: Eppek

Eppek, gıda ile ilgili bazı sorulara cevap ararken, 2015 yılında evde ekmek yaparak başlattığımız; 2021 yılında 200 dönümde tahıl tarımı yapan, kendi taş değirmeni olan ve bu tahıllar ile ekmek ve başka ürünler üreterek paylaşan bir yapı.


Şimdilik sosyal girişim ile kolektif arası bir noktada, hiyerarşiden kaçıyor ve dönüşmeye devam ediyor. Aslında o da kendini arıyor. Yapılan işin benzerini yapan birileri olmadığı için bir yandan da öncü olmanın zorluklarını yaşıyor. Bütüne saygılı, bütünden beslenen ve bütünü besleyen bir pozisyon arıyor kendine.


Belli bir sayının üzerinde insanla hem kırsalda, hem şehirde var olmak kolay değil. Çünkü kırsal ve kent, tempoları, beklentileri, getirileri ve götürüleriyle çok farklı alanlar birbirine. Birbirine güvenen ve inanan insanlar olmadan altından kalkılabilecek bi’şey değil.



Atalık Tohumlar

Şu anda; geniş alanda (5 dönüm ve üzeri) 10 farklı atalık tohumu çoğaltıyoruz, ayrıca daha küçük parsellerde çoğaltmak üzere elimizde 30’un üzerinde farklı atalık tohum bulunuyor.


Atalık tohum dediğimiz; yüksek verim amacı ile kontrollü ortamda ıslah edilmemiş, köylü eliyle devam eden eski tohumlar. Bu tohumların hepsi bizde emanet.


Bir kısmını gezerek topladık, bir kısmını güvendiğimiz kaynaklardan aldık, bir kısmı ise bu işi yaptığımızı bilen insanlar tarafından hediye olarak gönderildi.


Bunları, dostlarımızın da desteği ile daha küçük parsellerde çoğaltarak, daha geniş parsellere taşımanın hayalini kuruyoruz fakat bu o kadar kolay değil. Özel ekipmanlar ve iş gücü gerekiyor tohumluğun karışmaması için. Umuyoruz yıllar içinde çeşitliliğimiz daha da artacak.


Bulunduğumuz Bölge

Bulunduğumuz bölge tarım yapma noktasında avantajları ve dezavantajları olan bir bölge.

En büyük avantajı, izole bir alan olması sebebiyle şirket tarımı değil köylü tarımı yapılıyor olması. Gübre kullanımı belli seviyede var fakat kimyasal kullanımı kısıtlı ve bölgede arıcılık faaliyetlerinin fazla olması sebebiyle baskı altında.


Havzanın açık bir havza olması ve kuru tarım yapılıyor olması sebebiyle senede 1 kere mahsül alınıyor olmasını da bir avantaj olarak görüyoruz. Ayrıca doğru bir örnekleme ile havzada üretim yapan üreticinin örgütlenebilme ve tarım yapma şeklini dönüştürebilme imkanı hâlâ var.


Az işlemeli tarım yapıyoruz. Çizel, rovatatör ve mibzer kullandığımız ekipmanlar. Çizeli mümkün olduğu kadar kullanmamaya çalışıyoruz. Bölgede geleneksel olarak pulluk tarımı yapılıyor, bu alışkanlığın dönüşmesine örnek ve vesile olmayı umuyoruz. İstiyoruz ki bu havzada sadece atalık tohumlar ekilsin. Sentetik kimyasallar kullanmıyoruz.


Bulunduğumuz havzaya hasat sonrası 4-5 ay kadar küçük ve büyükbaş hayvan salınıyor. Hayvanların beslenirken bıraktıkları gübre dışında gübre kullanmıyoruz. Pestisit kullanmıyoruz ve yaşamı zehirlediklerini düşündüğümüz için kullanımına da karşıyız.



Çalkak (selektör)

Geçtiğimiz sene, Gökçeada İlçe Tarım Müdürlüğü, birkaç arkadaşımızla beraber yaptığımız başvuruyu önemseyip ilçeye bir çalkak (selektör) aldığı için tarladan kaldırdığımız buğdayı bu makine sayesinde hem temizliyor hem boyutlarına göre kalibre edebiliyoruz.


Burada bir parantez açmak istiyoruz, çünkü özellikle küçük parselde tahıl ve bakliyat tarımında çalkak çok önemli bir makine. Küçük parsellerde köylü tarımının yok oluyor olmasının önemli sebeplerinden biri de artık Türkiye’de ilçe bazında bile çalkak bulmanın zorluğu.

Zaten çiftçi, ürününü endüstriyel şartlarda üretilmiş yüksek verimli bir ürünle aynı fiyata satmak durumundayken, bir de tohumunu temizleme imkanı bulamazsa pek tabii her sene tohumu satın almayı tercih etmek durumunda kalabilir. Eskiden hasatların kalabalık yapılmasının, bir şenlik gibi geçmesinin sebebi belki de yaz sıcağında bu kadar yorucu bir iş yapan insanların hayatlarını kolaylaştırmaktı. Kim bilir?


Değirmen

Değirmen ise başka bir dünya, terk edilmiş bir taş değirmeni tamir edip tekrar un öğütmeye başladık. Tamir süreci 4 ay kadar sürdü ve biz bu sürede aslında değirmen ile tanıştık. Her değirmenin kendine has bir çalışma şekli olduğunu gördük. Değirmeni döndürmeye başladıktan sonra buğday öğüttükçe hem taşlar birbirine alıştı, hem biz onun çalışmasına alıştık ve birkaç ay gibi bir sürede hangi buğdayı nasıl öğütmemiz gerektiğini ve incelik - kalınlık sınırlarımızı öğrenmeye başladık. Hâlâ da öğreniyoruz.


Süreç

Bu unlarla ekmek yapmak ise zaten başlangıç hayalimizdi. Müthiş bir haz, bütün sürecini bildiğin bir ürün ile çalışmak. Düşünsenize tohumdan ekildiği araziye, hasadından temizlenme ve öğütülme süreçlerinin içinde olduğunuz bir buğday unu ile ekmek yapıyorsunuz.


Bizim en iyi, en lezzetli, en yumuşak, en iyi kabarmış ekmeği üretmek gibi bir hayalimiz de niyetimiz de yok. Adil, takip edilebilir, lezzetli ve sağlıklı ekmek üretmeye çalışıyoruz ve işimizi iyi yaptığımızı düşünüyoruz.


Bize benzer modellerin çoğalmasını diliyoruz ve özellikle nitelikli gıda ürettiğini iddia eden işletmelerin, tohumdan toprağa kullandığı ham maddenin bütün süreçleri ile ilgilenmesini, en azından bu süreçlerden haberdar olması gerektiğini düşünüyoruz.


47 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör