top of page

Kurtlar, Dutluklar ve Rezidanslar

Çocukken, babam bana kendi çocukluk ve gençlik yılları ile ilgili hikayeleri anlatırdı. Kendisi de benim gibi İstanbul'da doğmuş büyümüş, bütün çocukluk anıları ve maceraları az çok benim büyüdüğüm yerlerde geçmiş, aynı sokak ve mahallelerde oynamış biri. Bir fark var, ikimizin çocukluğu arasında 31 yıl geçmiş, 31 yılda İstanbul'da çok şey değişmişti.

İkimizin de İstanbul'da büyümesine rağmen aradaki 30 yıllık süre içerisinde sanki iki farklı şehirde büyümüş gibiyiz. Anlattığı anıların neredeyse hiç birini yaşayamadım. Aradan geçen 30 yılda İstanbul'a 5 milyona yakın kişi göç etmiş, şehir de çok değişmişti. O hikayeler arasında benim en çok ilgimi çeken, 1960'lı yıllarda İstanbul Levent-Maslak civarında oturan dedesinin çiftlik evini ziyaret ettikleri bölüm olmuştur. Geceleri kurt sesleri duyduklarını, özellikle kış aylarında kurtların yeni yeni oluşan şehre daha da yaklaşarak yemek aradıklarını söylerdi. Bir başka hikayede 1963'ün oldukça soğuk geçen bir kış gecesinde, kurtlar aç kaldıklarından Yeşilköy civarlarına inmiş ve bu haber gazetelere çıkmıştı. Babam aslında o hikayede 2 milyonun altında bir nüfusu olan, kuzey bölgelerinde el değmemiş ormanların ve mera alanlarının bulunduğu, sanayilerin, fabrikaların ve 20-30 katlı rezidansların şehri işgal etmediği bir İstanbul'u anlatıyordu.

<